'AB PROJESİ YAPIYORUM' DİYORUM. HAVALI OLUYOR !
25 Eylül 2017
/
Ebru YILMAZ

Avrupa Birliği, Türkiye’ye 2002 yılından beri AB tam üyeliği yolunda gerekli düzenlemeler ve uyum çalışmaları için mali destek veriyor. Bu kapsamda ülkemize bugüne kadar farklı programlar altında 10 milyar Euro’yu aşan bir bütçe aktarılmış ve çok farklı sektörlerde fark yaratan projeler hayata geçirilmiş bulunuyor.

İşin ucunda AB mali yardımı, daha avam deyimiyle para olunca, ‘AB Projesi’ sözü geçtiğinde gözlerinde ‘EURO’ işareti beliren birçok kişi görmek pek şaşırtıcı değil. Ancak, Avrupa Birliği mali yardımlarının hedef, amaç ve uygulama ilkelerinin hiç birinden haberdar olmayan, hatta AB mevzuatıyla ilgili tek satır okuyacak dil becerisine sahip olmayan bazı fırsatçıların ‘AB Projesi yapıyorum’ reklamıyla hak sahibi olabilecek kurum ve kişileri kandırarak mağdur etmeleri ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Bilinmesi gerekir ki Avrupa Birliği, afet alanları ve acil durum yardımları haricinde, sağladığı mali desteği öncelik alanlarına yönelik hazırlanmış projelerin değerlendirilmesi ve seçilenlerin desteklenmesi suretiyle vermektedir. Öyle ki, proje seçimi ve tüm değerlendirmeler şeffaflık, hesap verebilirlik ve eşit muamele ilkeleriyle gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla, AB projelerinin hazırlığı, başvuru süreçlerinin yönetimi, raporlamaları ve izleme faaliyetlerinin doğru uygulanabilmesi için yalnızca teknik bilgi değil, tabi olunan kurallarla ilgili bilgiye de vakıf olunması gerekmektedir.

Adaylık süreci 15 yıldır devam eden bir ülke olarak kendimizi şanssız hissetmekle beraber Avrupa Birliği’nin IPA- Katılım Öncesi Yardım Aracı (2007-2013) altında sağladığı 4 milyar 795 milyon Euro’nun yönetimiyle AB Bakanlığı, Merkezi Finans ve İhale Birimi, Bakanlıklardaki IPA Daire Başkanlıkları gibi ilgili kamu kurumlarında ciddi bir kapasite oluşmuştur. Öte yandan, bu 15 yıllık süreçte AB projeleri kapsamında hizmet sağlayan AB ülkeleri menşeli Müşavir, Müteahhit ve Tedarikçi firmaların arasına çok sayıda Türk firması da katılmıştır. Yani iç piyasada da bu alanda bir kapasite oluşmuştur. Bu anlamda adaylığı en uzun süren ülke olmak bize, müktesebata uyum süreci projelerinde en tecrübeli ülke olmayı da getirmiştir.

IPA II döneminde ise 2014-2020 yılları arasındaki programlarla aşağıdaki sektörler altında toplam 4 milyar 574 milyon Euro mali yardım sağlanacağı biliniyor.

  • Demokrasi ve Yönetişim
  • Adalet, İçişleri ve Temel Haklar
  • Ulaştırma
  • Çevre ve İklim
  • Enerji
  • Rekabet Edebilirlik ve Yenilik
  • İstihdam, İnsan gelişimi ve Sosyal Politikalar
  • Tarım ve Kırsal Kalkınma
  • Bölgesel ve Sınır Ötesi İşbirliği

Hal böyle iken AB Projelerinin modasının kısa sürede geçmeyeceğini söyleyebiliriz. AB fonlarından faydalanan Sivil Toplum Örgütleri, Üniversiteler, Belediyeler ve Hibe Lehtarlarının sayısının her geçen gün artması hem hizmet alanlar hem de hizmet verenler anlamında fayda sağlayacaktır. Ancak bu konuda teknik danışmanlık alacakları tekrar uyarmakta fayda var. Faydalanıcıların yeterli tecrübeye sahip, konusunun uzmanı danışmanlardan yardım almaları ileride yaşanabilecek mağduriyetleri önleyecektir.