HEM İŞ HEM GEZİ


MANİSA


Abdül Muin’in oğlu İvaz Paşa tarafından 1484’de yaptırılmıştır. Camii, Edirne’de bulunan Üç Şerefeli Camii’nin küçük bir örneğini teşkil etmektedir. Erken Osmanlı mimarisinin bir örneğidir. Camii içindeki Çiniler ve Ahşap minberin Geometrik Süslemeleri oldukça dikkat çekicidir.

Manisa’nın İl Merkezi’ne bağlı olan Sultaniye Semti’nde yer almaktadır. Mimar Sinan Eserleri arasında gösterilmektedir. Mimar Sinan’ın 90’lı yaşlarında projelendirdiği Camii, Mimar Sinan’ın öğrencilerinden olan Mahmut Ağa tarafından yapımına başlanmış, ancak ani ölümü ile Mimar Mehmet Ağa tarafından bitirilmiştir. Mimar Sinan Camii’nin bitmiş halini görememiştir. Camii, iki minareli olup, Osmanlı mimarisinin genel özelliklerini taşımaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman Sancak Beyi olarak Manisa’da görev yapmıştır. Tahta oturunca Mimar Acem Ali’yi Camii, Medrese, Sübyan Mektebi, İmaret ve Hankah’tan oluşan Külliye yapması için görevlendirmiştir. Külliye 1522’de tamamlanmıştır. Camii, 16.yy Osmanlı mimarisinin önemli örneklerindendir. Mesir macununun halka açıldığı Camii olması nedeniyle Mesir Camii olarak da anılmaktadır.

İl Merkezi’ne 23 km uzaklıktadır. 60 m’den 1517 m’ye kadar yükselen Park’ın Havası Şehir içine göre oldukça düşüktür. Hem mitolojik hem de flora bakımından oldukça zengindir. Park; ismini bitki, hayvan ve bereket tanrıçası Kybele Sipylena’dan almıştır.

Manisa’da 7,4 hektar alana sahiptir. Manisa Mesir Tabiat Parkı’nda; Mesir yapımında kullanılan anason, çivid, çörek otu, hardal, havlıcan, kalanga, karabiber, kimyon, kişniş, teke mersini, meyan, günlük, portakal, rezene, zencefil, zerdeçal, yeni bahar, sakız gibi bitkiler yetiştirilmektedir. Günümüzde halk arasında oldukça yaygın olarak bilinen Mesir Macunu, Osmanlı Sarayı’nın güçlü ilaçları arasında yer alırdı. Çevre ve Orman Bakanlığı, 500 yıllık bu geleneği bu Park’la sürdürmeye devam etmektedir.

Şehzadeler Şehri Manisa’da ilk müze çalışmaları 1934 yılında planlanmıştır. Toplanılan Eserler, 1935’de Muradiye Külliyesi’nin Medresesi’ne taşınmıştır. 1943’te ziyaretçilere açılmıştır. Arkeolojik ve etnografik eserler olarak iki bölümden oluşmaktadır. Likya Bölgesi’nin yerleşim alanı olan; Atilla, Daldis, Apollonis, Tabala, Thyatira gibi Antik Şehirler ’den bulunan Kalıntılar serginin büyük kısmını oluşturmaktadır.

Manisa’nın Tarihi kalıntıları arasında yer alan Manisa Kalesi, Spil Dağı eteklerinde bulunan Sandık Tepe üzerinde bulunur. Yapım tarihi ve kimler tarafından yapıldığı hakkında net bir bilgi yoktur. Magnetler tarafından kuruduğuna dair fikirler vardır. Ayrıca Makedonya Kralı İskender’in, Kale’de önemli malzemeler sakladığı da bilinmektedir. İki Bölümden oluşan Kale, Manzarası ile de ünlüdür.

Nemrut Kale adıyla da anılan Aigai, Herodot’un bahsettiği Batı Anadolu’daki 12 Aiol kentinden biridir. Kentin Tarihi MÖ 8.yy a kadar inmektedir. Surlar içinde üç katlı Agora, Meclis Binası, Teras Duvarlı Stadyum, Tiyatro ve Demeter Tapınağı gibi Kalıntılar bulunmaktadır.

Manisa’nın Çaybaşı Mahallesi’nde bulunan Ağlayan Kaya Uluslararası bir üne sahiptir. Ağlayan Kaya’ya adanmış bir efsane vardır. Spil Dağı yakınlarında yaşayan Tantalos’un kızı olan Niobe 12 çocuğu ile övünmesinden dolayı cezalandırılır. Zeus’un eşi Leto, çocukları olan Apollon ve Artemis’e Niobe’nin 12 çocuğunu öldürmesini söyler. Niobe çocuklarının ölümünden sonra sürekli ağlar. Tanrı Zeus Niobe’ye acır ve Spil Dağı’nın eteklerinde onu taşa çevirir. Kaya’nın göz çukurundan çoğunlukla yaş geldiği söylenir. Yanında çocuklar oynuyorsa Kaya’dan yaş gelmediği de anlatılır.