KÜRESELLEŞEN DÜNYADA KOBİ OLMAK
20 Kasım 2017
/
Ebru YILMAZ

Küreselleşme ve Kümelenme…
Küreselleşme, genel olarak sınırların önemsizleşmesi, tüm dünyanın bütünleşmesi, bilgi, para ve mal piyasalarının entegrasyonu anlamlarına gelir. Küreselleşmenin yalnız ekonomik boyutu değil, siyasal ve kültürel boyutları da bulunmaktadır. Bu anlamda küreselleşme ticaretin, işgücü değişiminin, sermaye hareketliğinin artması, ülkeler arasındaki farklılıkların azalması, toplumların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal boyutlarla karşılıklı yakınlaşmaları anlamına da gelmektedir. Bu nedenle korumacılık ortadan kalkmakta, yabancı sermaye akışına serbestlik sağlanmakta, ülkelerin dış ticaret kanalları yoluyla birbirlerinden etkileşimi kolaylaşmakta ve rekabetin yüksek olduğu bir ortamla karşılaşılmaktadır. Bu süreçte devletin ekonomideki rolünün ve desteklerinin azaldığı, özelleştirmenin daha ciddi olarak gündeme geldiği bir piyasa yapısı ortaya çıkmaktadır.

Son yıllarda giderek daha fazla telaffuz edilen “Küreselleşme” olgusu, teknolojik gelişmelerle uluslararası iletişimin artması ve uluslararası ticaretle ilgili cesaret artışıyla ülkemizde de gündemdeki yerini almıştır. Öte yandan, Avrupa Birliği’nin oluşumuyla sınırların göz ardı edilmesi, ekonomik bütünleşme ve para birliğinin oluşturulması süreci, uluslararası ekonomik entegrasyonun olabilirliğiyle ilgili toplumsal algıda bir nevi olumlu etki yaratmıştır.

Küreselleşmenin etkilerine şirket ölçeğinde bakacak olursak büyük çaplı firmaların zaten uzun yıllardır karlılık ve verimlilik peşinde sınır ötesinde üretim, ihracat ve ithalat zeminini oluşturduklarını, uluslararası şirket birleşmeleri ve satın almalarını uyguladıklarını biliyoruz. Ancak küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) için durum farklı.

Türkiye’de sayı itibarıyla toplam işletmelerin %99’unu oluşturan KOBİ’ler ekonomik ve sosyal kalkınmaya yaptıkları olumlu katkıları, istihdam ve yeni iş alanları yaratmakta etkileri ve çoğunlukla değişimlere çabuk uyum sağlayan esnek yapılarıyla hem ülkemiz hem de dünya ekonomisi için büyük önem taşımaktadırlar. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonominin büyümesi ve krizlerle mücadelede KOBİ katkısı daha da büyük olmaktadır. Yani KOBİ’ler kendi var oluşlarına odaklanmışken farkında olmasalar da ekonominin lokomotifi olarak öne çıkmaktadırlar.

Öte yandan, küreselleşme ve yeni teknolojiler KOBİ’lerin piyasa rekabet gücü açısından ciddi riskler oluşturmuştur. KOBİ’ler küçük, yatay ve esnek yapıları itibarıyla ekonomik dalgalanmalarda avantajlı sayılırlar. Dahası, talep değişikliklerine ve çeşitliliklerine daha kolay uyum gösterirler ve az yatırımla daha ürün çeşitliliği sağlarlar ama yerel pazar dışında ürünlerine talep sınırlıdır ve ihracat potansiyelleri düşüktür. Oysa küreselleşmeyle beraber coğrafi pazar, tüm dünya pazarına dönüşmüştür. KOBİ’ler ürün pazarlama anlamında ülke sınırlarını aşmaya niyet etseler bile çoğunlukla pazar, sektör ve teknik bilgileri yetersizdir. Ayrıca, yeterince kurumsallaşamamaları, yeni atılımları finanse etmek için sermaye piyasalarından kaynak temin etmelerine imkân vermemektedir. Öz-sermaye yapıları yeterli olmayan KOBİ’ler uluslararası pazarlarda yer edinmek için büyümede ve faaliyetlerini arttırmakta zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Alternatif olarak kullanılan banka kredisi ise yüksek reel faiz oranları nedeniyle işletmelere önemli bir maliyet yüklemektedir.

Ayrıca KOBİ’ler yurtdışı piyasalara açılmayı hedeflerken, yabancı mevzuata hâkim olamama ve bürokrasi, dil bilen kalifiye eleman eksikliği, Ar-ge faaliyetlerinin yetersizliği, ihale, fuar gibi bir takım etkinlikleri takip edememek, stratejik kararları sadece işletme sahiplerinin vermesi gibi dezavantajlara da sahiptirler.

Yukarıda sıralanan güçlüklerle başa çıkamayan KOBİ’lerin Türkiye'de büyük ölçüde fason üretime yöneldikleri, kendi markalarını yaratmakta ve kendi ürünlerini pazarlamakta güçlük çektikleri görülmektedir. Küreselleşme sürecinde dünya piyasasında Türkiye'ye biçilen rol büyük ölçüde ucuz, fason üretim yapılan ülke konumundadır. Firmalar kendi markasını yaratmadığı, yeni teknolojilere uyum sağlamadığı ve kaliteli üretime önem vermediği sürece bu gelişmeler karşısında rekabet avantajı yakalaması olanaksızdır.

Öte yandan, gitgide daha vahşi rekabetin egemen olduğu dünyada güçlü olma mücadelesi küreselleşmeye karşı bölgeselleşme örnekleriyle de zenginleşmektedir. Bölgeselleşmenin küreselleşmeyi engelleyici mi, yoksa kolaylaştırıcı mı olduğu konusunda değişik görüşler bulunmakla birlikte, bölgeselleşme ile sağlanan ortak hedef-ortak eylem mantığı ve ekonomik ortaklıkların küreselleşme için iyi bir zemin hazırladığı fikri ağırlıklıdır. Nitekim son yıllardaki özellikle Avrupa'daki bölgesel oluşumların başarıları bunu göstermektedir.

Bu bilgiler ışığında KOBİ’ler özelinde küresel pazarlara ulaşım ve entegrasyon için tek yolun bölgesel işbirliği ve sağlam “iş kümeleri” oluşturmak olduğu açıklık kazanmaktadır. Özellikle sanayileşme ve teknoloji seviyeleri yüksek Avrupa ülkeleri ile rekabet KOBİ'lerin maliyetleri düşürmelerini ve ileri teknoloji ile kaliteli üretim yapmalarını zorunlu hale getirmiştir. Bunun için en iyi uzmanlık alanlarının birleştirilmesi ve ortak bir sinerji oluşturularak uluslararası rekabet kapasitesi yaratılması için bölgesel ve sektörel kümelenme en iyi yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Başka bir deyişle “Küreselleşmeye karşı Kümelenme” kaçınılmaz olacaktır.